<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Comments on: Statement of Solidarity with the Comrades in Greece, by the Disabled Far, Far Away</title>
	<atom:link href="http://www.occupiedlondon.org/blog/2008/12/17/statement-of-solidarity-with-the-comrades-in-greece-by-the-disabled-far-far-away/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.occupiedlondon.org/blog/2008/12/17/statement-of-solidarity-with-the-comrades-in-greece-by-the-disabled-far-far-away/</link>
	<description>Irregular updates and articles on the situation in Greece, in English</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 08:40:37 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
	<item>
		<title>By: julyet degilim ben</title>
		<link>http://www.occupiedlondon.org/blog/2008/12/17/statement-of-solidarity-with-the-comrades-in-greece-by-the-disabled-far-far-away/comment-page-1/#comment-614</link>
		<dc:creator>julyet degilim ben</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2008 15:35:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.occupiedlondon.org/blog/?p=69#comment-614</guid>
		<description>TURKISH TRANSLATION:

Yunanistan’daki Yoldaşlara, Uzaklardan Çok Uzaklardan Dayanışma Bildirisi

Gerçeğe Duyulan Tutkunun Taşkınında Bedenleri Birbirinden Ayıran Bir Alan Yoktur: bireyselleşmezler. Ne dehşetli bir vahşettir, diyor burjuva medyası, onu bunu yakmak, kıymetli sokakların, otobüslerin, arabaların ve binaların ateşe verilmesi, bu ne karmaşadır kaldırımlardaki. Bu ne duman, herkes kör oldu; sağır eden çığlıklarınız en son sağlıklı modanın toplumsal kumaşını yırtıyor ve Şehir felç oldu. Bazıları sizden hoşlanıyor gibi bile görünüyor ve böylece tanım gereği, endişeleniyorlar sizin için:  yeter ki siz suçlular yoldan çekilin ve oruspu çocukları tepkiyi katliamla, sessiz katliamla baskılayabilsin. Dahası birincil amacınızın ne olduğu ile ilgili olarak endişeliler: mesela, ne zaman duracak bu çılgın “gençlik”, akıl sağlığının güzel hatırına? Lütfen kendinizi onların gazetecilerine anlatın! Bu ne ihtişamlı dayanışmasıdır küresel burjuvanın ve onların tibbi hijyen Devlet’inin! Kendilerinin her toplu katliam projesinin kovuşturması,  katillerin acınası endişelerinin bitmez tükenmez değiş tokuşuna ve tedavülüne sahne oluyor_hepsinden ötesi, bakılırsa duydukları korkuya, çok yakın gelecekte değiş tokuş ya da sirküle edecek bir şey de bulamayacaklar galiba.  
Biz bu bedenlerimizi; tarihin en patetik canlısının, bizim için son derece acınası olan  burjuvanın somutlaşmış imgesine dayanarak damgalayan  “felci” “körlüğü”, “sağırlığı”, “suçluluğu”, “deliliği”, biliriz.  Yoldaşlar, durmak yok! Biz engelliler her gün bize dayatılan sosyal gerçekliği gösterdiğiniz için sizleri selamlıyoruz. Genelin vücudunun üstüne bir çapraz çizerek yok etme sureti ile yerine yenisini koyarak, bir başka sosyal gerçekliği kuran yaşanmışlıklarınızda tutkumuz sizinle.  
Burjuva çoktandır kendi imgesinin içinde yer aldığı dünyayı, kendi imgesi için kurdu; bizi tenezülen içine alacak olursa üzerimize kendi sözde mükemmel formunun demir kafesini giydirmeye çalışıyor. İnsan Vücudu denilen kurgusal canavar, eğer bir canavar var oldu ise tek gerçek canavardır _ve onun üzerine damgasını vurduğu otobüsler, arabalar, sokaklar ve binalar şimdi yanıyor. Tek içkin taşkınlığı olan, yegane meşru sibernetik organizma, son model-canavar-robot polis-katil-domuz (gerçek sibernetik organizma olan engellinin gerçek zıddı) kolektif bedenlerinizle bireyin hayal gücünün ötesinde karşılaşınca, burjuvanın sikici-bedeni korkuyla titriyor
Evet para, topala 20 adet bacak verebilir, eğer o 19 tanesini kapitalist Devlete verip 1 tahta bacağı ile  onun hudutlarındaki tabloya katılırsa. Burjuva her şeyden önce kendi yalanlarına asla kendisi inanmamış olsa da o yalanları bizden esirgedikleri bireysellik için bize acınası reçeteler sunarak onaylamamızı istiyor. Güçle, güç kazanmak için güzsüzleştirilmiş,  hukuksal, medeni Vatandaşlar  olabilelim diye tek hücreli canlıların  acınası arzusunu bizlere dayatıyor: “Normalizasyonun Rehabilitasyon Kamplarına, Sosyal Hizmetler Çalışanlarına, Mesleki Terapistlere, Dudak Okumaya, Bacak Askılarına, Kulak Protezlerine, Askeri Amaçla Üretilmiş Protezlere selam olsun, ayağa kalkın, kar sağlayıcı yürüyen sandalyeler, profesyonellerce öncülük edilen kolektivizmin Bireysel Özgürlük için parçalandığı destek gurupları, ‘sakat’lığı gizlemek için kullanılan ikameler, ilave erkeklik organları, ‘düzgün çiftleşme’ için iğneler ve kremler, ‘özel eğitim’, duvarlı ya da duvarsız barınaklar, ve her çeşit psikiyatrik aparat. (Mantığın bu sözde temsilcilerinin bize tüm vaat ettiğinin işeyen, sıçan bütün bir beden olduğuna inanabiliyor musunuz, bir adım atacak, onların sersem konuşmalarını dinleyecek, onların tahrip olunmuş manzarasını görebilecek, 1 ve 2’yi birbirinden düzgünce ayırabilecek bir beden, böylece tutkularımızı tatmin ettiklerine, arzumuzu gerçeklik denen  o bok parçası ile değiştiğimize ikna olacaklar. Ve bunlar bize geri zekalı diyenler ile aynı insanlar)
Evet sizlerin de bildiği üzere, kapitalist kurgular kendilerinin inkarı için yaratılmışlardır ve kendi içkin inkarları ile varlıklarını sürdürürler. Bu acınası dünya bizden her gün, her dakika, her saniye esirgendi. Acaba yaşayanların toplu katliamından ya da soykırımından ( ya da “o talihsiz kaza”dan “ oranları yeniden yapılandıran teknolojiye” yolculuk yalanından), sterilizasyondan, dayaklardan, şoklardan, açlıktan, hapsedilmelerden, aşağılanmadan, işsizlikten, evsizlikten ve milyonlarımızın kalıcı olarak maruz kaldığı yoksulluktan söz etmeye gerek var mı, bizler dünyanın, insanlığın ve insan biçeminin döküntüleri? Medeniyet ( örneğin yöneticiler) bunlardan bazılarının sona ereceğini söylüyor. Fakat biz bu üzgün suratların riyakârlığını çok çok iyi biliyoruz: hepsi aldanmış Narsistler, burjuvanın bizleri normalizasyon gölünde boğarak kendini tatmin etmekten başka bir şey istediği yok.

Biz sizlere bir şey önermiyoruz. Anlayış (Tanrı, korusun!) talep etmiyoruz ve burjuvanın dünya aynasının arkasında olup bitenler, üzerine çapraz çizilenlerin normalizasyon merkezlerinin duvarları içinde ve dışındaki kolektif tutkusu ve dayanışması, prostetik kardeşliğimiz, ve heyecanlı kavgamız, ve insan formundan dışlanmamıza dair tüm bu teşekkürler, sizin yapmak üzere olduğunuz gibi o ayna kırıldığı vakit kadar herkese görünür olacaklar. Engelli ya da engelsiz bedenlerin umutsuz kategorilerinin genelin hareketinde bir anlamı olduğuna inanmıyor ve hepinizi, Yunanistan sokaklarındaki üstü çaprazlı şanslı yoldaşlarımız da dahil olmak üzere selamlıyor ya da onları hergün çevreleyen sosyal alanın yıkımını mutlulukla izliyoruz. Şimdilik, sözlerimiz, kahreden sözlerimiz ve lanetlerimiz, her gün sokaklarda ve sokaklara, kaldırımlara, basamaklara, binalara, arabalara, otobüslere, ofislere, hastanelere ve rehabilitasyon merkezlerine, havaya, sese, kokuya burjuva tarafından yaratılan sosyal alan normalizasyonunun her molekülüne , somut ataerkil, heteronormatif ve ırkçı standartlara haykırdıklarımız, Molotof  kokteyllerinizi yakan birer kıvılcım olsun, atılan taşlarınıza güç olsun  ve kalplerimizi o her tutkunun kovaladığı, her kolektif patlamanın yarattığı güzel form için eritsin : İnsani Olmayan.
Tartışma zamanı gelecek; bu dünya kendi iğrenç gerçekliğini üzerimize mühürledi ve tekil bir biçimde hareket ettiğimizde, birbirimizi toptan inkar edecek ve silinen şeyin yerine yenisini yaratacağız. Fakat bunu kolektif dansımızın zamanı geldiğinde, bu dünyanın külleri üzerinde yapacağız: bazılarımız kendi iki bacağının üstünde, bazılarımız tekerlekli sandalyesinde, bazılarımız koltuk değnekleri ile, ya da sessiz, titreyen bedenlerle: ne dans olacak ama devrimin müziği bedenlere işleyince!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>TURKISH TRANSLATION:</p>
<p>Yunanistan’daki Yoldaşlara, Uzaklardan Çok Uzaklardan Dayanışma Bildirisi</p>
<p>Gerçeğe Duyulan Tutkunun Taşkınında Bedenleri Birbirinden Ayıran Bir Alan Yoktur: bireyselleşmezler. Ne dehşetli bir vahşettir, diyor burjuva medyası, onu bunu yakmak, kıymetli sokakların, otobüslerin, arabaların ve binaların ateşe verilmesi, bu ne karmaşadır kaldırımlardaki. Bu ne duman, herkes kör oldu; sağır eden çığlıklarınız en son sağlıklı modanın toplumsal kumaşını yırtıyor ve Şehir felç oldu. Bazıları sizden hoşlanıyor gibi bile görünüyor ve böylece tanım gereği, endişeleniyorlar sizin için:  yeter ki siz suçlular yoldan çekilin ve oruspu çocukları tepkiyi katliamla, sessiz katliamla baskılayabilsin. Dahası birincil amacınızın ne olduğu ile ilgili olarak endişeliler: mesela, ne zaman duracak bu çılgın “gençlik”, akıl sağlığının güzel hatırına? Lütfen kendinizi onların gazetecilerine anlatın! Bu ne ihtişamlı dayanışmasıdır küresel burjuvanın ve onların tibbi hijyen Devlet’inin! Kendilerinin her toplu katliam projesinin kovuşturması,  katillerin acınası endişelerinin bitmez tükenmez değiş tokuşuna ve tedavülüne sahne oluyor_hepsinden ötesi, bakılırsa duydukları korkuya, çok yakın gelecekte değiş tokuş ya da sirküle edecek bir şey de bulamayacaklar galiba.<br />
Biz bu bedenlerimizi; tarihin en patetik canlısının, bizim için son derece acınası olan  burjuvanın somutlaşmış imgesine dayanarak damgalayan  “felci” “körlüğü”, “sağırlığı”, “suçluluğu”, “deliliği”, biliriz.  Yoldaşlar, durmak yok! Biz engelliler her gün bize dayatılan sosyal gerçekliği gösterdiğiniz için sizleri selamlıyoruz. Genelin vücudunun üstüne bir çapraz çizerek yok etme sureti ile yerine yenisini koyarak, bir başka sosyal gerçekliği kuran yaşanmışlıklarınızda tutkumuz sizinle.<br />
Burjuva çoktandır kendi imgesinin içinde yer aldığı dünyayı, kendi imgesi için kurdu; bizi tenezülen içine alacak olursa üzerimize kendi sözde mükemmel formunun demir kafesini giydirmeye çalışıyor. İnsan Vücudu denilen kurgusal canavar, eğer bir canavar var oldu ise tek gerçek canavardır _ve onun üzerine damgasını vurduğu otobüsler, arabalar, sokaklar ve binalar şimdi yanıyor. Tek içkin taşkınlığı olan, yegane meşru sibernetik organizma, son model-canavar-robot polis-katil-domuz (gerçek sibernetik organizma olan engellinin gerçek zıddı) kolektif bedenlerinizle bireyin hayal gücünün ötesinde karşılaşınca, burjuvanın sikici-bedeni korkuyla titriyor<br />
Evet para, topala 20 adet bacak verebilir, eğer o 19 tanesini kapitalist Devlete verip 1 tahta bacağı ile  onun hudutlarındaki tabloya katılırsa. Burjuva her şeyden önce kendi yalanlarına asla kendisi inanmamış olsa da o yalanları bizden esirgedikleri bireysellik için bize acınası reçeteler sunarak onaylamamızı istiyor. Güçle, güç kazanmak için güzsüzleştirilmiş,  hukuksal, medeni Vatandaşlar  olabilelim diye tek hücreli canlıların  acınası arzusunu bizlere dayatıyor: “Normalizasyonun Rehabilitasyon Kamplarına, Sosyal Hizmetler Çalışanlarına, Mesleki Terapistlere, Dudak Okumaya, Bacak Askılarına, Kulak Protezlerine, Askeri Amaçla Üretilmiş Protezlere selam olsun, ayağa kalkın, kar sağlayıcı yürüyen sandalyeler, profesyonellerce öncülük edilen kolektivizmin Bireysel Özgürlük için parçalandığı destek gurupları, ‘sakat’lığı gizlemek için kullanılan ikameler, ilave erkeklik organları, ‘düzgün çiftleşme’ için iğneler ve kremler, ‘özel eğitim’, duvarlı ya da duvarsız barınaklar, ve her çeşit psikiyatrik aparat. (Mantığın bu sözde temsilcilerinin bize tüm vaat ettiğinin işeyen, sıçan bütün bir beden olduğuna inanabiliyor musunuz, bir adım atacak, onların sersem konuşmalarını dinleyecek, onların tahrip olunmuş manzarasını görebilecek, 1 ve 2’yi birbirinden düzgünce ayırabilecek bir beden, böylece tutkularımızı tatmin ettiklerine, arzumuzu gerçeklik denen  o bok parçası ile değiştiğimize ikna olacaklar. Ve bunlar bize geri zekalı diyenler ile aynı insanlar)<br />
Evet sizlerin de bildiği üzere, kapitalist kurgular kendilerinin inkarı için yaratılmışlardır ve kendi içkin inkarları ile varlıklarını sürdürürler. Bu acınası dünya bizden her gün, her dakika, her saniye esirgendi. Acaba yaşayanların toplu katliamından ya da soykırımından ( ya da “o talihsiz kaza”dan “ oranları yeniden yapılandıran teknolojiye” yolculuk yalanından), sterilizasyondan, dayaklardan, şoklardan, açlıktan, hapsedilmelerden, aşağılanmadan, işsizlikten, evsizlikten ve milyonlarımızın kalıcı olarak maruz kaldığı yoksulluktan söz etmeye gerek var mı, bizler dünyanın, insanlığın ve insan biçeminin döküntüleri? Medeniyet ( örneğin yöneticiler) bunlardan bazılarının sona ereceğini söylüyor. Fakat biz bu üzgün suratların riyakârlığını çok çok iyi biliyoruz: hepsi aldanmış Narsistler, burjuvanın bizleri normalizasyon gölünde boğarak kendini tatmin etmekten başka bir şey istediği yok.</p>
<p>Biz sizlere bir şey önermiyoruz. Anlayış (Tanrı, korusun!) talep etmiyoruz ve burjuvanın dünya aynasının arkasında olup bitenler, üzerine çapraz çizilenlerin normalizasyon merkezlerinin duvarları içinde ve dışındaki kolektif tutkusu ve dayanışması, prostetik kardeşliğimiz, ve heyecanlı kavgamız, ve insan formundan dışlanmamıza dair tüm bu teşekkürler, sizin yapmak üzere olduğunuz gibi o ayna kırıldığı vakit kadar herkese görünür olacaklar. Engelli ya da engelsiz bedenlerin umutsuz kategorilerinin genelin hareketinde bir anlamı olduğuna inanmıyor ve hepinizi, Yunanistan sokaklarındaki üstü çaprazlı şanslı yoldaşlarımız da dahil olmak üzere selamlıyor ya da onları hergün çevreleyen sosyal alanın yıkımını mutlulukla izliyoruz. Şimdilik, sözlerimiz, kahreden sözlerimiz ve lanetlerimiz, her gün sokaklarda ve sokaklara, kaldırımlara, basamaklara, binalara, arabalara, otobüslere, ofislere, hastanelere ve rehabilitasyon merkezlerine, havaya, sese, kokuya burjuva tarafından yaratılan sosyal alan normalizasyonunun her molekülüne , somut ataerkil, heteronormatif ve ırkçı standartlara haykırdıklarımız, Molotof  kokteyllerinizi yakan birer kıvılcım olsun, atılan taşlarınıza güç olsun  ve kalplerimizi o her tutkunun kovaladığı, her kolektif patlamanın yarattığı güzel form için eritsin : İnsani Olmayan.<br />
Tartışma zamanı gelecek; bu dünya kendi iğrenç gerçekliğini üzerimize mühürledi ve tekil bir biçimde hareket ettiğimizde, birbirimizi toptan inkar edecek ve silinen şeyin yerine yenisini yaratacağız. Fakat bunu kolektif dansımızın zamanı geldiğinde, bu dünyanın külleri üzerinde yapacağız: bazılarımız kendi iki bacağının üstünde, bazılarımız tekerlekli sandalyesinde, bazılarımız koltuk değnekleri ile, ya da sessiz, titreyen bedenlerle: ne dans olacak ama devrimin müziği bedenlere işleyince!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: jj</title>
		<link>http://www.occupiedlondon.org/blog/2008/12/17/statement-of-solidarity-with-the-comrades-in-greece-by-the-disabled-far-far-away/comment-page-1/#comment-587</link>
		<dc:creator>jj</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2008 05:29:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.occupiedlondon.org/blog/?p=69#comment-587</guid>
		<description>NYC University occupied, solidarity with the greek struggle mentioned in the communique!

http://amoryresistencia.blogspot.com/2008/12/be-assured-this-is-only-beginning.html</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>NYC University occupied, solidarity with the greek struggle mentioned in the communique!</p>
<p><a href="http://amoryresistencia.blogspot.com/2008/12/be-assured-this-is-only-beginning.html" rel="nofollow">http://amoryresistencia.blogspot.com/2008/12/be-assured-this-is-only-beginning.html</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: InCanada</title>
		<link>http://www.occupiedlondon.org/blog/2008/12/17/statement-of-solidarity-with-the-comrades-in-greece-by-the-disabled-far-far-away/comment-page-1/#comment-570</link>
		<dc:creator>InCanada</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2008 19:54:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.occupiedlondon.org/blog/?p=69#comment-570</guid>
		<description>You may want to follow this link to a current affairs show out of Toronto, Canada called “the Agenda with Steve Paikin.” They aired a panel on Greece’s riots. You can watch the show under “video” on the main show page or go to the show date, Monday, Dec. 15th, and the show link and listen to the podcast.

 http://www.tvo.org/cfmx/tvoorg/theagenda/index.cfm?page_id=41</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>You may want to follow this link to a current affairs show out of Toronto, Canada called “the Agenda with Steve Paikin.” They aired a panel on Greece’s riots. You can watch the show under “video” on the main show page or go to the show date, Monday, Dec. 15th, and the show link and listen to the podcast.</p>
<p> <a href="http://www.tvo.org/cfmx/tvoorg/theagenda/index.cfm?page_id=41" rel="nofollow">http://www.tvo.org/cfmx/tvoorg/theagenda/index.cfm?page_id=41</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: ni_no</title>
		<link>http://www.occupiedlondon.org/blog/2008/12/17/statement-of-solidarity-with-the-comrades-in-greece-by-the-disabled-far-far-away/comment-page-1/#comment-567</link>
		<dc:creator>ni_no</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2008 19:30:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.occupiedlondon.org/blog/?p=69#comment-567</guid>
		<description>to the disabled far, far, away: i find your declaration of solidarity REALLY mind-changingly important!!!***</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>to the disabled far, far, away: i find your declaration of solidarity REALLY mind-changingly important!!!***</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: sid</title>
		<link>http://www.occupiedlondon.org/blog/2008/12/17/statement-of-solidarity-with-the-comrades-in-greece-by-the-disabled-far-far-away/comment-page-1/#comment-553</link>
		<dc:creator>sid</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2008 14:36:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.occupiedlondon.org/blog/?p=69#comment-553</guid>
		<description>The ghost of freedom always comes with the knife between its teeth, 2008

Statement of the Surrealist Group of Athens on the wave of riots in December, 2008.

The ghost of freedom always comes with the knife between its teeth

Shooting in the flesh is the high point of social oppression

All the stones removed from pavements and thrown to cops’ shields or shop-windows of the commodity’s temples; all the flaming bottles drawing orbits under the night sky; all the barricades erected on the city’s streets, separating our areas from theirs; all the bins full of rubbish of a consumerist society that the riot’s flames transformed from nothing to something; all the fists raised over the moon; these are the weapons giving flesh and real power, not only to resistance, but freedom, too. It is this feeling of freedom that only deserves to bet on in these moments: the feeling of forgotten mornings of our childhood, when everything can happen because it is us, as creative human beings, that have awaken up, not the future productive human-machines
of the subordinate, the trainee, the alienated worker, the private owner, the family man. It is the feeling of confronting the enemies of freedom - not fearing them anymore.

So, everyone who wants to continue minding their own business, as if nothing is happening, as if nothing has ever happened, has serious reasons to be disquieted. The ghost of freedom always comes with the knife between its teeth, with the violent mood to break every chain that reduces life into a miserable repetition, useful for the dominant social relations to reproduce themselves. Since Saturday the 6th of December no city in this country functions normally: no shopping therapy, no free roads to reach our workplaces, no news about government’s next recovery initiatives, no carefree zapping among lifestyle TV shows, no night drives around Syntagma square and so on. These nights and days do not belong to shop owners, TV commentators, ministers and cops. Th
ese nights and days belong to Alexis!

As surrealists, we have been out in the streets from the very first moment, together with thousands rebels and other people expressing their solidarity, because surrealism has been born by the street’s breath and does not intend to abandon it. After the massive resistance to state murderers, street’s breath is even warmer, even more hospitable and even more creative. Proposing a direction to this movement doesn’t correspond to us. However, we accept full responsibility for the common struggle, because it is a struggle for freedom. Without being obliged to agree with every expression of such a massive phenomenon, without being partisans of blind anger or violence for its own shake, we consider this phenomenon’s existence right.

Let’s not let this flaming breath of poetry to just defuse or die!

Let’s convert it into a certain utopia: the transformation of world and life!

No peace with cops and their bosses!

Everybody in the streets!

Whoever cannot understand the rage can just shut up!

Surrealist group of Athens, December 2008</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>The ghost of freedom always comes with the knife between its teeth, 2008</p>
<p>Statement of the Surrealist Group of Athens on the wave of riots in December, 2008.</p>
<p>The ghost of freedom always comes with the knife between its teeth</p>
<p>Shooting in the flesh is the high point of social oppression</p>
<p>All the stones removed from pavements and thrown to cops’ shields or shop-windows of the commodity’s temples; all the flaming bottles drawing orbits under the night sky; all the barricades erected on the city’s streets, separating our areas from theirs; all the bins full of rubbish of a consumerist society that the riot’s flames transformed from nothing to something; all the fists raised over the moon; these are the weapons giving flesh and real power, not only to resistance, but freedom, too. It is this feeling of freedom that only deserves to bet on in these moments: the feeling of forgotten mornings of our childhood, when everything can happen because it is us, as creative human beings, that have awaken up, not the future productive human-machines<br />
of the subordinate, the trainee, the alienated worker, the private owner, the family man. It is the feeling of confronting the enemies of freedom &#8211; not fearing them anymore.</p>
<p>So, everyone who wants to continue minding their own business, as if nothing is happening, as if nothing has ever happened, has serious reasons to be disquieted. The ghost of freedom always comes with the knife between its teeth, with the violent mood to break every chain that reduces life into a miserable repetition, useful for the dominant social relations to reproduce themselves. Since Saturday the 6th of December no city in this country functions normally: no shopping therapy, no free roads to reach our workplaces, no news about government’s next recovery initiatives, no carefree zapping among lifestyle TV shows, no night drives around Syntagma square and so on. These nights and days do not belong to shop owners, TV commentators, ministers and cops. Th<br />
ese nights and days belong to Alexis!</p>
<p>As surrealists, we have been out in the streets from the very first moment, together with thousands rebels and other people expressing their solidarity, because surrealism has been born by the street’s breath and does not intend to abandon it. After the massive resistance to state murderers, street’s breath is even warmer, even more hospitable and even more creative. Proposing a direction to this movement doesn’t correspond to us. However, we accept full responsibility for the common struggle, because it is a struggle for freedom. Without being obliged to agree with every expression of such a massive phenomenon, without being partisans of blind anger or violence for its own shake, we consider this phenomenon’s existence right.</p>
<p>Let’s not let this flaming breath of poetry to just defuse or die!</p>
<p>Let’s convert it into a certain utopia: the transformation of world and life!</p>
<p>No peace with cops and their bosses!</p>
<p>Everybody in the streets!</p>
<p>Whoever cannot understand the rage can just shut up!</p>
<p>Surrealist group of Athens, December 2008</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

